|
NEDENLER:
Birkaç
yıl öncesine kadar impotans' ın en büyük nedeninin
psikolojik ve yaşam tarzı ile ilgili olduğu düşünülürdü.
Aşırı sigara ve alkol kullanımı, bazı ilaçlar yan etki
olarak ereksiyon bozukluklarına sebep olabildiği gibi son
zamanlarda yapılan araştırmalarla sinirler, arterler veya
toplardamarları etkileyen herhangi bir hastalığın ereksiyon
bozukluğuna sebep olabileceğini göstermiştir.Penisin içinde
idrar yoluna paralel iki adet süngersi silindir vardır.
Erkek cinsel açıdan uyarıldığında sinir sistemi penisi
sertleşmesi için uyarır. Penise gelen kan damarları bu
süngersi silindirleri kanla doldurmak için gevşerler. Bu da
ereksiyonu sağlar. Eğer herhangi bir sebeple bu aşamalardan
birisi engellenirse ereksiyon bozukluğu oluşur. Bu sebepler
şunlar olabilir.
Fiziksel Hastalıklar ve Bozukluklar: Akciğer, karaciğer,
kalp, böbrek, sinir, arter veya venlerin kronik hastalıkları
impotansa sebep olabilir. Özellikle şeker hastalığı gibi
endokrin hastalıklar bir sebeptir. Damar sertliği penise
yeterli kanın girmesine engel olabilir. Bazı erkeklerde
testesteron (erkeklik hormonu) azalması da empotansa neden
olabilir.
Ameliyat veya travma:Leğen kemiği veya omurgalardaki
yaralanmalar bazen empotans sebebi olabilir. Prostat, mesane
veya rektum kanseri sebebi ile yapılan ameliyatlarda
empotansa sebep olabilirler.
İlaç Tedavileri: Antidepresanlar, antihistamimikler,
hipertansiyon ilaçları veya prostat kanseri tedavisinde
kullanılan bazı ilaçlar ereksiyon bozukluğuna sebep
olabilir.
Madde kullanımı: Alkol, esrar veya diğer uyuşturucu
maddelerin kullanımı ereksiyon bozukluğuna sebep olabilir.
Aşırı sigara içilmesi de penise giden arterlere zarar
verebilir.
Stres, anksiyete veya depresyon: Psikolojik bozukluklar
ereksiyon bozukluğunun sebeplerinin % 10-15 ini oluşturur.
Teşhis
Empotans tanısında en önemli şeylerden biri doktorunuza
tıbbi ve seksüel hikayenizi ayrıntılı biçimde
anlatmanızdır.Doktorunuz şunları bilmek isteyecektir:
• Ereksiyon ile ilgili probleminiz ne zaman başladı?
• Ereksiyon probleminiz bazen mi oluyor yoksa sürekli mi?
Hangi şartlarda problem kötüleşiyor.
• Hayatınızda ereksiyon bozukluğuna sebep olabilecek
faktörler var mı? İş hayatınızda veya eşinizle
ilişkilerinizde gerilimleriniz var mı?
• Ereksiyon bozukluğunu sadece eşinizle mi yaşıyorsunuz?
• Masturbasyon yaptığınızda ereksiyon yeterli oluyor mu?
• Ereksiyon esnasında ağrınız oluyor mu?
• Eşinizden tedavi olmanız gerektiğine dair bir uyarı
aldınız mı?
• Ayrıca doktorunuz geçmişte geçirdiğiniz ameliyatları,
ilaç, alkol, sigara veya uyuşturucu kullanıp
kullanmadığınızı, yakın zamanda kilo kaybı veya alımı olup
olmadığını, geçirdiğiniz ruhsal sıkıntıları bilmek
isteyecektir.
Daha sonra detaylı bir fiziksel muayene yapılır.Bu muayenede
boyun, göğüs, karın ve penis ve testisler ağırlıklı olmak
üzere genital bölgenizi inceleyecektir. Rektal muayene de
işlemin bir parçasıdır.
Laboratuvar Testleri:Prolaktin hormon düzeyi, testesteron
düzeyi, kan sayımı, kandaki kolesterol ve kan şekeri
düzeylerini belirleyebilmek için laboratuvar testleri
yapılır.Bunların dışında daha uzak organlarda empotansa
neden olabilecek bir hastalığın var olup olmadığının tesbiti
için karaciğer, böbrek ve tiroid ile ilgili bir takım
testleri yapılabilir. Bazen de penisinize bir ilaç enjekte
edildikten sonra oluşan ereksiyon esnasında kan akışının
ölçülmesi için bir ultrason tetkiki yapmak gerekebilir.
Tedavi
Beslenme, egzersiz ve kişisel alışkanlıklar: Sigara ve alkol
alımı sınırlandırılmalı, ilaç alışkanlıklarından
kurtulunmalıdır. Düşük kolesterol içeren besinlerle
beslenmeli ve kolesterol düzeylerinizi takip etmelisiniz.
Egzersiz empotans için risk faktör olabilecek kalp-damar
hastalıklarının önlenebilmesi için çok önemlidir.
İlaç Tedavileri: Son zamanlarda oldukça iddialı olarak
piyasaya çıkan birtakım ilaçlar ereksiyon konusunda yardımcı
olabilmektedir. Ancak kişilere normal ereksiyon yeteneğini
kazandırmadıkları akıldan çıkarılmamalıdır. Birkaç yıl önce
piyasaya çıkan ve tüm dünyada sansasyon yaratan sildenafil,
verdenafil, tadalafil etken maddeli ilaçların penis içindeki
kan dolaşımını arttırdığı ve ilişkiden 30 dk önce
alındığında ereksiyonu sağlayarak hastaların % 80 inde
etkili olduğu iddia edilmektedir. Ancak bazı yan etkileri
vardır. Hastaların % 10 unda ilişkiden saatler sonra dahi
devam eden yüz kızarması, %17 sinde baş ağrısı şikayetleri
bildirilmiştir.Mide yanmaları ve görme bozukluğu da rapor
edilmiştir. Ender vakalarda 3 saat kadar süren ereksiyon
oluşmuştur. Bu ilaçları anginası veya kalp-damar
rahatsızlıkları olan kişiler kullanmamalıdır.Bu ilaçlar
nitrogliserin içeren ilaçlar (monoket, monolong, isordil
gibi) ile birlikte alınmamalıdır. İlgili uzmanın
muayenesinden sonra ancak reçete ile alınabilirler.
İntauretral Tedavi: İdrar
yaptıktan sonra bir aplikatörle idrar yoluna konulan küçük
fitillerdir.Fitil uygulandıktan sonra kolay çözünebilmesi
için penis hafifçe ovalanır. Penis içindeki kan dolaşımını
arttırarak etki eder.Başarı oranının % 40’ lara yakın olduğu
rapor edilmiştir. En sık görülen yan etkileri penis,
testisler, idrar yolunda ağrı duyulmasıdır (kullananların
yaklaşık yarısında görülür). Nadiren idrar yolunda kanama,
tansiyon düşmeleri, sersemlik ve bayılma görülebilir.
İlişkide bulunulan eşin vajeninde yanma hissi yaratabilir.
İlişkide bulunulan eş hamile ise kesinlikle
kullanılmamalıdır. Prostoglandin allerjisi olanlar, lösemi
ve orak hücreli anemi hastaları kullanmamalıdır.
Enjeksiyon Tedavisi: Süngersi tabaka yanından penise enjekte
edilen bir takım ilaçlarla 15 dakika içinde yarım saat
sürecek bir ereksiyon sağlanabilir. Enjeksiyon küçük
iğnelerle yapılır. Enjeksiyon yerinde ağrı, morarma,
tansiyon yükselmesi, baş ağrısı, sersemlik gibi yan etkileri
vardır.
Pompa Tedavisi: 1900 yıllarında keşfedilmiş basit bir pompa
ile penis içindeki kan akışı arttırılarak ereksiyon
sağlanır. Pompa kullananların % 80 i sonucun tatmin edici
olduğunu söylemektedirler.
Penil Protezler: Oldukça
pahalıya malolan bu yöntemde penise yerleştirilen protez ile
ereksiyon sağlanmaktadır. Hasta istediği zaman ereksiyonu
sağlayabilir. Çeşitli tipleri mevcuttur. Bazılarında penis
sürekli ereksiyonda kalır. Bazılarında ise ilişkiden sonra
yumuşama sağlanabilir. Cerrahi bir işlem gerektirir.
Uygulanan hastaların % 80’ i olumlu sonuç almıştır.
|