| Astroloji nedir? |
| Astroloji, gezegen ve yıldızların insanların üzerindeki etkisini yorumlayan bir bilim dalıdır. İnsanoğlunun yazılı tarihinin başından beri var olan astroloji bilimlerin en eskisidir. Astroloji kader değildir, herşey insanın kendi elindedir. Astroloji dönemleri inceler, fırsat alanlarını, şanslı zamanları, doğum haritanızda sizi kısıtlayan, zorlayan alanları, gecikmeleri gösterir. Sonuçta nasıl hareket edeceğiniz, neler yapacağınız hepsi sizin iradeniz içindedir. Gezegenlerin iyi açılar yaptığı şanslı dönemlerde, hiçbir şey yapmadan oturursanız bu fırsatları kaçırabilirsiniz. Aynı şekilde gezegenlerin zorlayıcı etkiler yaptığı dönemlerde gerekli gayret ve azmi gösterirseniz tüm zorlukları aşabilir, farkında bile olmadığınız içinizdeki gücü ortaya çıkarabilirsiniz. Astroloji insanlık tarihi kadar eskidir.Tarihçilerin araştırmalarına göre farklı uygarlıklar birbirlerinden bağımsız olarak astroloji ile ilgilenmişlerdir. Aşağı yukarı bütün büyük uygarlıklar astroloji ile ilgilendiklerini açıklayan kanıtlar bırakmışlardır. Babil, Mısır, Hint, Çin, Maya, Yunan, Roma ve Arap uygarlıkları bunlar arasındadır. İlk astrologların kimler olduklarını bilmiyoruz, fakat bulduklarını ilk kaydeden Kaldeliler'dir. M.Ö. 3000 yılında Kaldeliler (şimdiki Irak) astrolojinin bilinen en özgün şekillerinden birini ortaya çıkarmışlardır. Bazı uzmanlar astrolojiye ait ilk kayıtların M.Ö. 5800 yılına kadar gittiğini belirtiyorlar. Maya uygarlığı, Hindistan ve Çin M.Ö. 2000 yılında astroloji bilimini kullanıyorlardı. Pitagoras ve Plato'nun yazılarında M.Ö. 500 yıllarında eski Yunanlılarda astrolojinin varlığından bahsedilmektedir. Kuzey Afrika'daki ve Doğu Akdeniz'deki Araplar da M.S. 8. yüzyılda astrolojiyi kullanıyorlardı. M.S. (805-85) yılları arasında yaşamış olan Albumasur ya da diğer adıyla Abu Maaschar'ın yazmış olduğu "Introductorium in Astronomiam" adlı eserle astroloji orta çağda yeniden önem kazanmıştır. Zodyak yani burçlar kuşağı ilk astrolojik kayıtlarda şimdikinden biraz daha farklı idi. M.S. 180 yılında büyük Yunan matematikçi ve astronom Ptolemy tarafından bugünkü şekline getirilmiştir. Bu yüzyılda ise Carl Jung astroloji hakkında yazılar yazmış, insan kişiliği ve motivasyonu hakkındaki çalışmalarında astrolojiden faydalanmıştır. |
|
Burçlar genel bakış
|
| "Burçlar ve Burç olgusunun
gerçek olduğunu bilimde ispatladı!"
Elektronik mühendisi ve
yazar Maurice Cotterell, dünyanın çevresini atmosfer gibi
saran radyasyon kuşaklarını incelerken, 1957 yılında NASA'da
çalışan bilim adamı James Van Allen tarafından keşfedilen ve
onun adıyla anılan bu kuşakların, güneşten gelen radyasyonu
süzdüğünü ve dünyaya gönderdiğini, güneşin yıl boyunca on
iki çeşit ışın gönderdiğini ve bunların da on iki farklı
çekim alanı yarattığını görmüş. (Bu manyetik alanları
keşfeden de Profesör Iain Nicolson.) Maurice Cotterell, bu verilerden yola çıkarak, on iki ayrı güneş ışınımının cenin kromozomlarında on iki çeşit mutasyona yol açtığını (cenin ister tüpte, ister ana rahminde olsun), bunun sonucunda ortaya on iki farklı insan tipi çıktığını söylüyor. Bu kez elindeki verileri bilgisayara yüklemiş. Belli ışınımların dalga boyları ve buna 'tekabül eden' güneş lekeleriyle insanların bazı davranış biçimleri ve doğum tarihleri arasında 'korelasyon' aramış. Bilgisayar buluşu doğrulamış. Güneşteki lekelerin (yani radyasyon patlamalarının) belli bir şekil aldığı dönemde, ananız, babanız sizi oluşturma işlemine giriştiyse, belli bir karaktere sahip oluyorsunuz. Örneklere göre; Cotterell, bu yönde birkaç noktanın altını çiziyor: 1. Görülüyor ki, belirleyici olan, doğum tarihi değil, 'imal tarihi'. Annenizin sizi doğurduğu anın hiçbir önemi ve anlamı yok. Kişiliğinizi saptayan, babanızın sperminin annenizin yumurtasıyla birleştiği an ve onu izleyen dakikalar, saatler... 2. Böylece, burcunuzu saptamak için de dokuz ay on gün geriye gideceksiniz. Yani, İkizler aslında Başak burcu, Kova aslında Koç burcu, Aslan aslında Akrep burcu!... 3. İnsanoğlu yüzyıllarca, hatta bin yıllarca burçlar ı etkileyenlerin gezegenler olduğunu sanmış. Oysa, meselenin Venüs'le, Satürn'le, Neptün'le falan hiç ilgisi yok! “Mars bilmem kaçıncı evdeyken Pluton'un yükseleninizin kaçıncı derecesinde” türünden iddialar boşa gidiyor... Ama işin temelindeki gerçek, ‘Burçlar' var. Ya da şöyle söyleyelim, insanlığın 'burçlar' olarak bildiği karakter özellikleri ve farklılıklarının bilimsel nedeni açıklandı. Çağımız itibariyle 1957’ de
keşfedildiği kabul edilen, gerçekte insanlığın
başlangıcından beri var olan Burçlar; işin temeli...
|