KASÂME, İSLÂMA KARŞI SAVAŞANLAR, KISAS VE
DİYET
Sehl b. Ebu Hasme ve Rafi' b. Hadîc (r.a.) şöyle anlatmışlardır:
Abdullah b. Sehl ile Mesûd b. Zeyd b. Muhayyısa birlikte sefere çıktılar.
Hayber'e vardıklarında oradaki işleri sebebiyle ayrıldılar. Bir müddet sonra
Muhayyısa (geldiğinde) Abdullah b. Sehl'i öldürülmüş olarak buldu ve onu
defnetti. Sonra Muhayyısa ile kardeşi Huveyyisa b. Mesûd ve bir de Abdurrahman
b. Sehl Peygamber'e geldiler. Gelenlerin en küçüğü olan Abdurrahman diğer iki
arkadaşından önce konuşmaya kalkıştı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s.) ona:
"Yaşı büyük olana tazim et!" ihtarında bulundu. Bunun üzerine Abdurrahman sustu
ve yanındaki iki arkadaşı Hz. Peygamber'le konuşmaya başladı. Hz. Peygamber'e
Abdullah b. Sehl'in öldürülüşünü anlattılar. Bunun üzerine Hz. Peygamber onlara:
"Bu cinayetin Hayberliler tarafından yapıldığına elli defa yemin ederseniz
arkadaşınızın diyetine hak kazanırsınız" dedi. Onlar da: "Yanında bulunmadığımız
ve görmediğimiz bir cinayet hakkında nasıl yemin ederiz?" diye çekindiler. Hz.
Peygamber: "Öyle ise Yahudiler elli kez yemin ederek bu katil olayından beraat
etsinler mi" diye sordu. Davacılar: "Ey Allah'ın Resulü! Kâfir bir halkın
yeminini nasıl kabul ederiz?" diyerek razı olmadılar. Hz. Peygamber bu durumu
görünce onun diyetini kendisi verdi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3157
Enes b. Malik'in (r.a.) anlattığına göre:
Ureyne kabilesinden bazı kimseler Medine'ye Hz. Peygamber'in yanına geldiler.
Medine'de hastalandıklarından burada kalmak istemediler. Hz. Peygamber (a.s.)
onlara: "İsterseniz zekât develerinin bulunduğu yere gidip, onların sütlerinden
ve (tedavi için) bevillerinden içebilirsiniz" buyurdu. Onlar da Peygamber'in
dediğini yaparak sıhhate kavuştular. Sonra develerin çobanlarını öldürdüler de
İslâm dininden döndüler. Giderken Hz. Peygamber'in develerini önlerine katarak
götürdüler. Hz. Peygamber bu olanları haber alınca arkalarından bir müfreze
gönderdi ve o adamları yakalayıp getirdiler. Sonra da onların elleri ve ayakları
kesildi, gözleri oyuldu, Harre mevkiine bırakıldılar ve orada öldüler.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3162
Enes İbn Malik'in (r.a.) naklettiğine göre:
Bir Yahudi, bir cariyeyi, üzerindeki gümüş süs eşyalarını almak için taşla vurup
ağır yaralamıştı. Bu cariye ölmek üzereyken Hz. Peygamber'in huzuruna getirildi.
Peygamber (a.s.) kadına: "Seni falanca mı öldürdü?" diye sordu. Kadın başı ile,
hayır işareti yaptı. Sonra Hz. Peygamber ikinci defa sordu. Kadın yine başı ile,
hayır diye işaret etti. Sonra Allah Resulü üçüncü bir isim daha sordu. Bu sefer
kadın: "Evet" dedi ve başı ile işaret etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber kadının
haber verdiği o Yahudiye kısas uygulayarak iki taş arasında ezdirip öldürttü.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3165
Imran b. Husayn (r.a.) şöyle anlatır:
Yaala b. Münye yahut İbn Ümeyye, bir adamla kavga etti. Bunlardan biri diğerini
ısırdı. Isırılan, elini kuvvetle ısıranın ağzından çekince onun ön dişini söktü.
(Ravi İbn Müsenna İki ön dişini demiştir). Neticede Peygamber'e davalarını
arzettiler. Hz. Peygamber (a.s.): "Erkek hayvanın ısırdığı gibi ısırırsınız ha!
Bu çıkan diş için diyet gerekmez!" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3168
Enes'in (r.a.) naklettiğine göre:
Rubey'in kız kardeşi Ümmü Harise, bir kişiyi yaralamış ve bu olayın davasını
görmek için taraflar Hz. Peygamber'in huzuruna gelmişti. Resulüllah (a.s.):
"Kısas uygulayın, kısas!" buyurdu. Bunun üzerine Ümmü Rabiy "Ya Resulüllah! O
kadına kısas mı uygulanacak? Vallahi ona kısas uygulanmaz" dedi. Hz. Peygamber:
"Subhanallah! Ey Ümmü Rabiy! Kısas Allah'ın farz kıldığı kanundur" dedi. Kadın
yine: "Hayır vallahi, o kadına asla kısas uygulanamaz" dedi. Kadın bunu
söylemeyi sürdürdü ve sonunda yaralı taraf kısas yerine diyeti kabul etti. Hz.
Peygamber bunun üzerine: "Allah'ın öyle kulları var ki bir konuda Allah'a yemin
etse, Allah onu yemininde doğru çıkarır" buyurdu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3174
Abdullah b. Mesûd'un (r.a.) anlattığına göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka ibadete layık hiçbir
ilah bulunmadığına ve benim de Allah'ın elçisi olduğuma şahadet eden müslüman
kimsenin kanını akıtmak şu üç sebebin dışında asla helal değildir: Evlilik
yapmışken zina eden dul, öldürdüğü kişiye karşı öldürülen, İslâm dininden dönüp
İslâm camiasından ayrılan."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3175
Abdullah b. Mesûd'un (r.a.) anlattığına göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Haksız yere öldürülen her kişinin
günahında Adem'in (a.s.) ilk oğluna mutlaka bir pay ayrılır. Çünkü cinayet
çığırını açan Adem'in o oğludur."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3177
Abdullah b. Mesûd'un (r.a.) anlattığına göre:
Hz. Peygamber (a.s.) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet gününde insanlar arasında
görülecek ilk dava kan dökmeyle ilgili olanlardır."
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3178
Ebu Bekre (r.a.) şöyle anlatmaktadır:
Hz. Peygamber (a.s.) (veda haccında) şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki zaman (nesyin
kaldırılmasıyla) Allah'ın gökleri ve yerleri yarattığı gündeki ilk şekline
dönmüştür. Bir yıl, ay ölçüsü ile on iki aydır. Bunlardan dördü haram aylardır
ki, üçü arka arkaya gelir. Bunlar Zülkade, Zülhicce, Muharrem ve (dördüncüsü)
Mudarın ayı olan Recep'tir. Recep ayı, Cumada ile Şaban ayları arasındadır."
Sonra Hz. Peygamber (a.s.): "Bu bulunduğumuz ay hangisidir?" diye sordu. Bizler:
"Allah ve Resulü daha iyi bilir," dedik. Hz. Peygamber bir süre sessiz kalınca
bizler onun bu aya yeni bir isim vereceğini zannettik. Sonra: "Zülhicce ayı
değil mi?" buyurdu. Biz: "Evet Zülhicce'dir" dedik. Hz. Peygamber: "Bu
bulunduğumuz şehrin adı nedir?" buyurdu. Biz: "Allah ve Resulü daha iyi bilir,"
dedik. Hz. Peygamber yine bir süre sessiz kaldı ve biz onun Mekke'ye yeni bir
isim vereceğini düşündük. Sonra O: "Mekke değil mi?" diye sordu. Biz: "Evet
Mekke'dir" dedik. Hz. Peygamber: "Bu gün hangi gündür?" diye sordu. Biz: "Allah
ve Resulü en iyisini bilir," dedik. Hz. Peygamber yine bir süre sessiz kaldı ve
biz onun bu güne yeni bir ad vermesini bekledik. Hz. Peygamber: "Kurban kesim
günü değil midir?" buyurdu. Biz: "Evet kurban kesim günüdür Ey Allah'ın Resulü!"
dedik. Muhammed daha sonra: "Şu halde iyi biliniz ki, bu şehrin, bu ayın ve bu
günün saygınlığı ve yasaklığı gibi; kanlarınız, mallarınız ve namuslarınız da
dinen saygın ve birbirinize yasaktır. Emin olun ki siz Rabbinize kavuşacaksınız.
O zaman bütün yaptıklarınızdan hesaba çekileceksiniz! Ey insanlar! Aklınızı
başınıza toplayınız da benden sonra birbirinizin boynunu vuracak şekilde
delalete düşmeyin ve küfre geri dönmeyin. Dikkat edin bunları burada bulunanlar,
bulunmayanlara duyursun. Zira kendisine bunları ulaştırdığınız bazı kimseler
söylediklerimi burada işiten bazılarından daha iyi kavrayıp anlayabilir" dedi ve
bundan sonra: "Tebliğ ettim mi?" diye sordu.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3179
Ebu Hureyre (r.a.) şöyle anlatır:
Huzeyl kabilesinden iki kadın arasındaki kavgada kadınlardan biri diğerine taş
atmış ve onun karnındaki çocuğun düşmesine sebep olmuştu. Hz. Peygamber (a.s.)
da kadının düşen çocuğu karşılığında bir köle ya da cariyenin diyet olarak
verilmesine hükmetti.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3183
Muğira b. Şu'be'nin (r.a.) anlattığına göre:
Bir kadın hamile olan kumasını çadır direği ile döverek öldürdü. Bu kadınlardan
biri Lihyan'dandı. Allah Resulü kadının asabesinin öldürülen kadının ve ayrıca
düşürülen ceninin diyet bedelini ödemesine hükmetti. Bunun üzerine öldüren
kadının asabesinden bir adam "Biz yememiş içmemiş ve bir hayat emaresi
göstermemiş bir çoçuğun bedelini mi ödeyeceğiz. Böyle durumlarda bir diyet
ödenmez!" dedi. Hz. Peygamber ise: "Bu Bedevilerin yaptığı türden bir seci mi?"
dedi ve diyeti vermelerine hükmetti.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3186
Muğire b. Şu'be ve Muhammed b. Mesleme'nin anlattığına göre:
Ömer b. Hattab, kadının düşürülen çocuğu konusunda halka danışmıştı. Bu
istişarede bulunan Muğire b. Şu'be "Ben Hz. Peygamber'in (a.s.) düşürülen çocuk
karşılığında diyet olarak bir köle ya da cariye verilmesine hükmettiğine
şahidim" dedi. Hz. Ömer ise: "Buna tanık olan bir başkası daha var mı?" diye
sordu. Bunun üzerine Muhammed b. Mesleme de bu hükme tanık olduğunu bildirdi.
Sahih-i Müslim'deki hadis numarası: 3188