HATİCE'TÜL KÜBRA
KABÜL EYLE CİVAR-I İZZETİNDE ÇEKMEYEN GURBET
BİLİRSİN KENDİ ŞEHRİMDE GARİBİM YA RESULALLAH
NAZIM
Hadice, Hüveylid'in kızı. O da Kureyş'in Esed oğullarından.
Hadice, radıyallahü anha, derin ilmi, kültürü, zenginliği güzelliği ve soyu ile
devrindeki kadınların en üstünü.
Daha evvel iki kere evlenmişliği var. ilk beyi vefat edince ikincisi ile
hayatını belirtirmiş. Bu da veba hastalığından ölünce dul kalmış. Bu
kocalarından üç çocuk sahibi.
Bir çok talibi var. Çevrenin seçkin erkekleri O'nunla evlenmek istiyorlar.
"Evet" demesi için yapmayacakları fedakarlık yok. Ama o, evlenme tekliflerine
hep uzak ve menfi...
...Kimseyle evlenme fikrinde değil. Ta ki insanlığın sultanını görene kadar.
Şam'a kervan gönderme ile başlayan tanışma ve Peygamberimiz hakkında
işittikleri; gördükleri, en üstün kadında yavaş yavaş Muhammed'ül emin'le dünya
evine girme fikrini doğrudur.
İslamiyetten önce "tahire", islamiyetten sonra ise buna ilaveten "Kübra" ünvanlı
bu zeki ve alim kadın, şimdiden gelecek yılları tahmin edebilmektedir... Zaman,
bu ana kadar şahid olmadığı bir büyük inkılabi yaşayacak ve bu inkılabını
kahramanı amca himayesindeki Sevgili Peygamberimiz olacaktır.
... İnsanlığın düştüğü şirk ve cehalet bataklığından eşrefi mahlukat mevkiine
çekip çakaracak en son ve en mükemmel dinin Peygamberi Muhammed'ül emin'dir.
O halde O'na zevce olmak, ve O'nun kederinde ve neş'esinde yanında ve yardımcısı
ve destekçisi omak bir kadının dünyanın kuruluşundan kıyamet kopuncaya kadar
kavuşabileceği en yüksek nimettir.
Bunu anladığı andan itibaren Hadice anne, efendimizi adeta gözlerden saklamak,
O'na dair sırları gizlemek istemiştir. Olur ki bu hazineyi başka kadınlar da
sezer. Bu bakımdan endişeli.
Elbette haklı; bölünmesi paylaşılması mümkün olmayan bir şeref...
Şam seferinin üzerinden üç aya yakın bir zaman geçmiş olduğu halde Hadice
validemizi meşgul eden hep bu evlenme planıdır. Akl-ı fikri hep bu işte...
nitekim, niyetini akıllı ve tecrübeli bir kadın olan Nefise binti Münebbih sezer
ve O'nu konuşturarak gönlünün muradını anlar:
,-Ya Muhammed seni izdivaçtan alıkoyan nedir ki evlenmiyorsun, der.
-Kafi mikdarda param yok...
Nefise'nin maksadı da bu cevabı almaktır.
-Peki öyleyse iffeti, dini diyaneti yerinde, zengin ve güzel bir kadınla
evlenmeye ne dersiniz?
-Kim bu hanım?
Nefise kadın, düşündükleri evliliğin gerçekleşeceğine dair ilk işareti almış
olmanın memnuniyeti ile cevap verir:
-Hadice binti Hüveylid!
-Kim aracı olacak?...
Nefise hatun bundan sonrasını şöyle anlatıyor:
-"Bu hizmeti ben yapacağım, dedim ve Hadice'ye koşarak büyük müjdeyi verdim."
Hadice, amcası Amr bin Esede ile amcazadesi Varaka ibni Nevfel'li çağırttı. Ve
fikrini onlara açarak aile büyükleri olmaları sıfatı ile yardımlarını rica
etti...
Hazret-i Hadice'nin amcası ve amcasının oğlu Sevgili Peygamberimiz'e giderek
O'nunla görüşüp düğün gününü konuştular ve yanından ayrıldılar. Haber Ebu Talib
ve kardeşlerini şaşırttı. Çünkü bir düğün yapacak mali imkana sahip
değillerdi...
Onlar, bu endişe ve efkarda iken Peygamberimiz Hazret-i Ebu Bekr'in dükkanına
gitti. Niyeti kendisini kırmayacak bu dostundan ödünç para almaktı.
Ebu Bekr radıyallahü anh, aziz efendimizi uzaktan görünce kalbinde sevgi biraz
daha kabardı; ve kendi kendine şöyle niyet etti:
"Muhammedü'l emin benim en yakın dostum ve en makbul arkadaşımdır. Eğer bir şey
isterse asla geri çevirmeyeceğim."
Sevgili Peygamberimiz, yanına vardığında Ebu Bekr efendimiz, arkadaşını biraz
üzüntülü gördü. Sebebini anlayınca kasayı açtı ve:
-İstediğin kadar alabilirsin, diye onu ferahlandırdı. Hazrez-i Ebu Bekr'e:
-Hiç bir işimde yardımını esirgemedin diyerek O'na dua buyurdular ve nikaha
davet ettiler.
Seçkin arkadaşları, davete:
-Başım gözüm üstüne, diyerek geleceklerini bildirdiler.
Peygamberimiz ihtiyacı kadar para alarak bununla düğün haırlıkları yaptı.
Nikah, Hadice annemizin konağında yapılacaktı.
Her taraf süslü ve donatılmış. Hadice radıyallahü anha, cariye ve hizmetçilerine
bundan sonra hür olduklarını, kendilerini bu düğün hatırına azad ettiğini
müjdeledikten sonra ellerine içi altın ve mücevher dolu tabaklar vererek Sevgili
Peygamberimiz konaktan çeri girince mübarek ayaklarına saçmalarını tenbih etti.
Efendimiz, amcası Hazret-i Hamza ile nikahın yapılacağı Hazret-i Hadice'nin
evine geldiler. Biraz sonra Ebu Talib ve Kureş'in diğer ileri gelenleri de
hazırdı.
Hazret-i Hadice'nin amcası Amr bin Esed ve amca çocukları ile kadın ve erkek
akrabalar daha önceden gelmişlerdi.
Hadice ikramlık olarak koyunlar kestirip yemekler hazırlatmıştı...
Yemekler yendikten sonra, Ebu Talib, devrin adeti gereği nefis bir konuşma
yaptı:
-Allah'a hamdolsun ki bizi İbrahim'in zürriyetinden, İsmail'in neslinden,
Maad'ın cevherinden ve Mudar'ın kanından yarattı. Ve Kabe'nin bekçisi, Mekke'nin
mensubu ve halkın reisi yaptı... yeğenim Muhammed bin Abdullah her Kureyşli'den
üstündü. Kimse onunla mukayese ğdilemez. Gerçi malı azdır ama. Mal değimiz ne?
Bir gölge. Bir gün burada, yarın başka yerde. Yemin ederim ki, yeğenimin itibarı
bundan sonra daha da yükselecektir. İşte bu genç, şimdi sizden kızınız Hadice'yi
helallığa istemektedir. muaccel ve müeccel mehir olarak yirmi deve teklif
etmektedir!..."
Ebu Talib'ten sonra da Varaka ibni Nevfel bir konuşma yaparak, Ebu Talib'i
tasdik etti. Ve kendilerinin de soylu bir sülele olduklarını ve hısım olmak
istediklerini bildirdi ve hazır olanları şahid tutarak kızlarını verdiklerini
söyledi. Ebu Talib, Hadice radıyallahü anhanın amcası Amr bin Esed'in de fikrini
almak istedi. Amr:
-Şahid olun ki Hadice binti Huveylid'i Muhammed'e verdim, diyerek rızasını
açıkladı.
Konuşmalardan sonra herkesi neş'e kapladı. Peygamberimiz iki deve kestirip
yemekler vererek velime cemiyeti yaptılar.
Nikahı, İslami usul ve esasa uygun olarak Varaka kıydı.
Efemdimiz yirmibeş, Hadice validemiz kırk yaşında oldukları helde aynı gün
Hadice radıyallahü anha ile evlendiler... Hadice annemiz de bütün malını Sevgili
Peygamberimize hediye etti ve kendisinin de O'na muhtaç olduğnu arzetti.
Ebu Talib de evinde bir deve kestirerek, Kureyş eşrafını çağırdı ve Sevgli
Peygamberimizle hanımını davet etti... teşriflerinde sevincinden ağlayarak bütün
üzüntülerinin gitmiş olduğunu söyledi...
Evlilikleri, anlayışlı, müşfik, candan yardımcı Hazret-i Hadice'nin vefatına
kadar yirmidört yıl sürdü. O hayatta iken efendimiz başka bir kadınla evlenmedi.
Sevgili Peygamberimiz'in İbrahim ismindeki çocuklarından başka bütün evletları
Hadice validemizden dünyaya gelmiştir. İlk çocukları Kasım'dır. Bu sebeple
Peygamberimize "Ebül Kasım" denir... diğer çocukları: Zeynep, Rukiyye, Ümmü
Gülsüm, Fatıma ve Abdullah'dır.
böylece Hadice annemizden ikisi erkek dördü kız olmak üzere altı çocukları
olmuştur. Kızların büyüğü Zeynep, küçüğü Fatıma'dır. Babasının gözbebeği yavrusu
Fatıma, Efendimiz kırk yaşında iken düyaya gelmiştir.
Küçük Kasım'la Abdullah, Mekke'de olmak üzere bütün çocukları kendileri hayatta
iken vefat ettiler. Sadece göz nurları Fatıma anneciğimiz hariç. Bu can
yavruları kendilerinin büyük göçlerinden altı ay sona ebediyet alemine
yollandılar...
... İşte Sevgili Peygamberimizin bir bir yavrularını kaybetmeleri, Onların
böylesine zor bir imtiha tabi tutulmaları bazı müşrikleri zevklendiriyor.
Bunlardan As bin Vail ismindeki küstah, "Muhammed'in nesli kurudu. Bundan böyle
ebterdir. Soyu bitti" deme cür'etinde bulununca bu ağır sözler yüce Allah'ı
incitti ve Kevser suresini göndererek bu sefil söze cevap verdi:
"-Asıl sana ebter diyenlerdir ki ebter olacaktır."
Elbette Rabbimizin buyurduğu oldu ve sevggilisine dil uzatanlar kurumuş ağaçlara
dönerken O'nun mübarek soyu Hazret-i Ali ve Hazeret-i Fatıma evletları Hasan ve
Hüseyin efendilerimizle devam etti. Hem de yüce Allah bu soya öyle bir bereket
verdi ki, başka hiç bir nesilde görülmeyen nve görülmeyecek şekilde Hazret-i
Hüseyin çocukları Seyyidler ve Hazret-i Hasan çocukları Şerifler çoğala çoğala
bütün yer yüzüne yayıldılar.