DERKENAR
Nikah yapmak, benim sünnetimdir. Sünnetimi yapmıyan kimse,
benden değildir.
Hadis-i Şerif
Peygamberimizin, sallallahü aleyhi ve sellem, tekrar evlenmesi de yine onuncu
yıl içindedir. Hazret-i Hadice annemizin yokluğu şanlı Nebi'nin evinde
aksamalara olaçmaya başlamıştı. Ev işleri, çocuklar hizmet bekliyordu.
Omuzlarında dünya tarihinin en büyük ve mukaddes vazifesi İslamiyeti yayma işi
olan bir Peygamberin dışarıda karşılaştığı akıl almaz çaptaki engelleme, zulüm,
işkence, hakaretlerden başka bir de ev işlerinde yardımcısız kalması ve bu
yüzden iç nizamının düşündürücü olmaya başlaması uygun değildi.
Bu sebeple Seyyidil Mürselin, mü'mine hanımlardan Hakim kızı Havle'nin ısrar ve
aracı olması ile önce Hazret-i Aişe radıyallahü anha ile nikah yaptı. Sonra da
Sevde binti Zam'a ile evlendi.
Şöyle:
Havle, radıyallahü anha, Efendimizi mutlaka evlenmesi icap ettiğine dair ikna
ettikten sonra rızasını alarak Hazret-i Ebu Bekr'in, radıyallahü anh' evine
gitti. Kendisinin teklifi ile Peygamberin Aişe'ye talip olduğu haberini Hazret-i
Ebu Bekr'in hanımına müjdeledi. O esnada Hazret-i Ebu Bekr, evde yoktu. Gelince
haber kendisine de duyuruldu. en büyük sahabi sevinçle üzüntü arasında kaldı...
Kainatın en makbul insanıyla akraba hele O'na kayınpeder olmaktan daha iyi bir
şans düşünülemez. Bu sebeple sevinçli; ama, iki sebep sevincini gölgeliyor.
Birincisi:
-Fakat, dedi Ebu Bekr radıyallahü anh., ben, Peygamberle kardeşim; Aişe
kendisine helal olur mu?
Dünür hanım Havle binti Hakim, Kılı Kırk yaran en mükemmel dinin sahibine
gelerek kız babasının endişesini nakletti:
Güneş, Sevgili Peygamberimizin inci dişlerini öpüyor.
Güldüler:
-Biz, Ebu Bekr'le kardeşiz. Ama bu bir kan ve süt kardeşliği değildir. Biz din
kardeşiyiz; din kardeşliği kız alıp vermeye mani olmaz...
Hazret-i Havle Ebu Berk efendimizin evine gelerek dinimizin bu husustaki
ölçüsünü haber verdi...
Hazret-i Ebu bekr, nisbeten rahatlamıştı ama ya ikinci mani ne olacak? Aişe
sözlüydü...
Aişe ve Mutim bin Adiy'in oğlu Cübeyr arasında Cübeyr'in İslamı kabul etme şartı
ile söz kesilmişti...
Ebu Bekr, radıyallahü anh ciddi bir sıkıntı ile karşı karşıya bulunuyordu. Bir
tarafta başına konmak için dönüp duran devlet kuşu, bir tarafta, verdiği söz.
Sözünden nasıl cayabilirdi. Ömründe bir kerecik olsun verdiği sözden dönmemişti.
Kalktı Mut'im'in evine gitti... Cenab-ı Hak bir şeyi takdir edince bütün maniler
ortadan kalkmaz mı?
Hazret-i Ebu Bekr, daha ağzını açmadan Mut'im'in hanımı damdan düşer gibi
kestirip attı:
-Oğlumuz Müslüman olmayacak! Kızın senin olsun Cübeyr, baba dininden çıkacak ki
Aişe ile evlensin! Öyle şey mi olurmuş?
Hazret-i Ebu Berk, kulaklarına inanmıyor. Mut'im'e döndü:
-Sen de mi bu fikirdesin?
-Evet! Biz söz'den caydık. Sen gelmeseydin biz gelecektik. Kızını istemiyoruz...
Ebu Bekr, kuş gibi hafiflemiş olarak evine geldi.
Nikah, Şevval ayında kıyıldı. Düğünse üç yıl sonra Medine'de yapılacaktı. Yüce
Allah, sevgilisine sıdkla bağlı olan bu seçkin insanı büyük bir mükafaata bağlı
olan bu seçkin insanı büyük bir mükafaata kavuşturmuştu...kızı, Allah Resulünün
zevce-i mutahharası olmuştu.
Hazret-i Aişe ile nikah kıyılmış ama biraz daha büyümesi için düğün tehir
edildiğinden aile içi düzen bakımından bir şey farketmemişti. Bu yüzden Havle
Hatun yine Peygamberimizin iznini alarak Sevde binti Zam'a'yı isteye gitti...
Sevde, beş-altı tane çocuğu olan dul ve yaşlıca bir kadın. Kocası ve amcazadesi
Sekran bin Amr ile birlikte Müslüman olunca onlar da Habeşisstan'a gittiler...
tekrar Mekke'ye döndürklerinde Sekran hastalandı... O günlerde Sevde radıyallahü
anha bir rüya gördü... Ay, dalında kopmuş bir kavak yaprağı gibi süzüle süzüle
kendi üstüne düşüyor.
Rüyayı kocasına anlattığında:
Sekran:
-Her halde ben öleceğim sen de benden sonra evleneceksin, dedi...
Sevde, Havle hatunun süpriz haberi ile karşılaşınca birden bu hatırası gözünde
canlandı...
Bu sırada büyük Melek Cebrail aleyhisselam, Peygamberimize Hak teala'dan Selam
getirdi ve:
-Ya kardeşim! Rabbim sana selam ediyor ve şu garip ve bizare Sevde'yi nikahına
almanı istiyor, haberini verdi...
Küfrün, yılan dilli bir orman yangını gibi dört tarafı kuşattığı bir zamanda
beş-altı çocuklu dul bir mümine kadın ne yapar; nasıl dayanır? O'nun elbette
himaye altına alınması lazım...
Cenab-ı Hak, Sevde radıyallahü anha hazretlerinden ne kadar razı ki,
Peygamberinden O'nu kendisine eş olarak seçmesini rica ediyor...
Sevde Hatun:
-Resulullah ile kendim konuşsam galiba iyi olur, dedi. Çünkü ben bir dulum ve
üstelik çocuklarım var...
Havle hatun ile birlikte Resulullah'a geldiler...
Aydınlık ışıl ışıl, pırıl pırıl birgün.
-Ey Allah'ın Nebisi! Sizin nikahınızda olmak size hizmet etmek en büyük şeref
ama benim tercih edilmem için hiç bir güzel sebep yok ki. Dulum küçük çocuklarım
var... Sabah akşam gürültü ve haşarılıkları ie sizi rahatsız etmelerinden
korkuyorum....
Sevgili Peygamberimiz:
-Başka bir mahzur var mı?
-Hayır ya Rasulallah. Daha ne olsun ki?
Daima müjdeleyici, daima kolalık gösterici, daima ferahlandırıcı olan
Peygamberimiz şöyle dediler:
-Allah'ın rahmeti üzerine olsun ey Sevde.
Üzülme.Kadınların hayırlısı ufak çocuklarından dolayı sıkıntı çekenlerdir.
Düğün onuncu yılın Ramazan ayında yapıldı.
derkenar
Nikah yapmak, benim sünnetimdir. Sünnetimi yapmıyan kimse, benden değildir.
Hadis-i Şerif
Peygamberimizin, sallallahü aleyhi ve sellem, tekrar evlenmesi de yine onuncu
yıl içindedir. Hazret-i Hadice annemizin yokluğu şanlı Nebi'nin evinde
aksamalara olaçmaya başlamıştı. Ev işleri, çocuklar hizmet bekliyordu.
Omuzlarında dünya tarihinin en büyük ve mukaddes vazifesi İslamiyeti yayma işi
olan bir Peygamberin dışarıda karşılaştığı akıl almaz çaptaki engelleme, zulüm,
işkence, hakaretlerden başka bir de ev işlerinde yardımcısız kalması ve bu
yüzden iç nizamının düşündürücü olmaya başlaması uygun değildi.
Bu sebeple Seyyidil Mürselin, mü'mine hanımlardan Hakim kızı Havle'nin ısrar ve
aracı olması ile önce Hazret-i Aişe radıyallahü anha ile nikah yaptı. Sonra da
Sevde binti Zam'a ile evlendi.
Şöyle:
Havle, radıyallahü anha, Efendimizi mutlaka evlenmesi icap ettiğine dair ikna
ettikten sonra rızasını alarak Hazret-i Ebu Bekr'in, radıyallahü anh' evine
gitti. Kendisinin teklifi ile Peygamberin Aişe'ye talip olduğu haberini Hazret-i
Ebu Bekr'in hanımına müjdeledi. O esnada Hazret-i Ebu Bekr, evde yoktu. Gelince
haber kendisine de duyuruldu. en büyük sahabi sevinçle üzüntü arasında kaldı...
Kainatın en makbul insanıyla akraba hele O'na kayınpeder olmaktan daha iyi bir
şans düşünülemez. Bu sebeple sevinçli; ama, iki sebep sevincini gölgeliyor.
Birincisi:
-Fakat, dedi Ebu Bekr radıyallahü anh., ben, Peygamberle kardeşim; Aişe
kendisine helal olur mu?
Dünür hanım Havle binti Hakim, Kılı Kırk yaran en mükemmel dinin sahibine
gelerek kız babasının endişesini nakletti:
Güneş, Sevgili Peygamberimizin inci dişlerini öpüyor.
Güldüler:
-Biz, Ebu Bekr'le kardeşiz. Ama bu bir kan ve süt kardeşliği değildir. Biz din
kardeşiyiz; din kardeşliği kız alıp vermeye mani olmaz...
Hazret-i Havle Ebu Berk efendimizin evine gelerek dinimizin bu husustaki
ölçüsünü haber verdi...
Hazret-i Ebu bekr, nisbeten rahatlamıştı ama ya ikinci mani ne olacak? Aişe
sözlüydü...
Aişe ve Mutim bin Adiy'in oğlu Cübeyr arasında Cübeyr'in İslamı kabul etme şartı
ile söz kesilmişti...
Ebu Bekr, radıyallahü anh ciddi bir sıkıntı ile karşı karşıya bulunuyordu. Bir
tarafta başına konmak için dönüp duran devlet kuşu, bir tarafta, verdiği söz.
Sözünden nasıl cayabilirdi. Ömründe bir kerecik olsun verdiği sözden dönmemişti.
Kalktı Mut'im'in evine gitti... Cenab-ı Hak bir şeyi takdir edince bütün maniler
ortadan kalkmaz mı?
Hazret-i Ebu Bekr, daha ağzını açmadan Mut'im'in hanımı damdan düşer gibi
kestirip attı:
-Oğlumuz Müslüman olmayacak! Kızın senin olsun Cübeyr, baba dininden çıkacak ki
Aişe ile evlensin! Öyle şey mi olurmuş?
Hazret-i Ebu Berk, kulaklarına inanmıyor. Mut'im'e döndü:
-Sen de mi bu fikirdesin?
-Evet! Biz söz'den caydık. Sen gelmeseydin biz gelecektik. Kızını istemiyoruz...
Ebu Bekr, kuş gibi hafiflemiş olarak evine geldi.
Nikah, Şevval ayında kıyıldı. Düğünse üç yıl sonra Medine'de yapılacaktı. Yüce
Allah, sevgilisine sıdkla bağlı olan bu seçkin insanı büyük bir mükafaata bağlı
olan bu seçkin insanı büyük bir mükafaata kavuşturmuştu...kızı, Allah Resulünün
zevce-i mutahharası olmuştu.
Hazret-i Aişe ile nikah kıyılmış ama biraz daha büyümesi için düğün tehir
edildiğinden aile içi düzen bakımından bir şey farketmemişti. Bu yüzden Havle
Hatun yine Peygamberimizin iznini alarak Sevde binti Zam'a'yı isteye gitti...
Sevde, beş-altı tane çocuğu olan dul ve yaşlıca bir kadın. Kocası ve amcazadesi
Sekran bin Amr ile birlikte Müslüman olunca onlar da Habeşisstan'a gittiler...
tekrar Mekke'ye döndürklerinde Sekran hastalandı... O günlerde Sevde radıyallahü
anha bir rüya gördü... Ay, dalında kopmuş bir kavak yaprağı gibi süzüle süzüle
kendi üstüne düşüyor.
Rüyayı kocasına anlattığında:
Sekran:
-Her halde ben öleceğim sen de benden sonra evleneceksin, dedi...
Sevde, Havle hatunun süpriz haberi ile karşılaşınca birden bu hatırası gözünde
canlandı...
Bu sırada büyük Melek Cebrail aleyhisselam, Peygamberimize Hak teala'dan Selam
getirdi ve:
-Ya kardeşim! Rabbim sana selam ediyor ve şu garip ve bizare Sevde'yi nikahına
almanı istiyor, haberini verdi...
Küfrün, yılan dilli bir orman yangını gibi dört tarafı kuşattığı bir zamanda
beş-altı çocuklu dul bir mümine kadın ne yapar; nasıl dayanır? O'nun elbette
himaye altına alınması lazım...
Cenab-ı Hak, Sevde radıyallahü anha hazretlerinden ne kadar razı ki,
Peygamberinden O'nu kendisine eş olarak seçmesini rica ediyor...
Sevde Hatun:
-Resulullah ile kendim konuşsam galiba iyi olur, dedi. Çünkü ben bir dulum ve
üstelik çocuklarım var...
Havle hatun ile birlikte Resulullah'a geldiler...
Aydınlık ışıl ışıl, pırıl pırıl birgün.
-Ey Allah'ın Nebisi! Sizin nikahınızda olmak size hizmet etmek en büyük şeref
ama benim tercih edilmem için hiç bir güzel sebep yok ki. Dulum küçük çocuklarım
var... Sabah akşam gürültü ve haşarılıkları ie sizi rahatsız etmelerinden
korkuyorum....
Sevgili Peygamberimiz:
-Başka bir mahzur var mı?
-Hayır ya Rasulallah. Daha ne olsun ki?
Daima müjdeleyici, daima kolalık gösterici, daima ferahlandırıcı olan
Peygamberimiz şöyle dediler:
-Allah'ın rahmeti üzerine olsun ey Sevde.
Üzülme.Kadınların hayırlısı ufak çocuklarından dolayı sıkıntı çekenlerdir.
Düğün onuncu yılın Ramazan ayında yapıldı.