TECVİD'İN HÜKMÜ
Tecvid, ilmi ve pratik olmak üzere hüküm yönünden ikiye ayrılır.
A-) İlmi Tecvid: Farz-ı kifayedir. Yani Müslümanlardan bazılarının bu ilmi öğrenmesiyle diğerlerinin üstünden bu sorumluluk kalkar.
B-) Pratik Tecvid (K.Kerimin tecvidli okunması,): Aşağıda delillerini sayacağımız üzere, Kitap, sünnet ve icmaya göre her Müslüman erkek ve kadının üzerine açık hata olmayacak derecede okuması farz-ı ayndır.
Kur`an-ı Kerim, herkesin gönlünün istediği gibi, belirli kaidelere uymaksızın, okuyabileceği bir kitap değildir. O`nu okumak mükellefiyetindeki Müslümanların belirli kaidelere uyma mecburiyetleri vardır. Kur`an-ı Kerimin Allah katından lafız ve manasıyla birlikte inmiş olması semavi kitaplar içerisinde Allah’ın ona tahsis ettiği bir mazhariyettir. Kur`an’ın Kur`an bütünlüğünü meydana getiren Lafız ve mana ilgisi hiç bir şekilde ihlal edilemez.
Kur`an-i kerime, Kur`an isminin verilmesi –bilhassa- nazmı itibariyledir. Zira kıraat olunan bizzat mana değil, manasını en beliğ şekilde ifade eden lafızdır. Bu lafız da arapçadır. Zira Allah:
“Düşünüp mânasını anlamanız için Biz, onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik.” Yusuf-3
Bu kitap rahman ve rahîm (olan Allah) tarafından indirilmiştir. Bu kitap; bilen, anlayan kimseler için âyetleri açıklanmış bir kitap olup, Arap diliyle olan bir Kur’ân’dır, okunan bir derstir. (Fussilet-2-3) buyurarak, bu hakikati beyan ediyor.
Kur`an’ın isimleri içerisinde en mümtaz mevkide bulunan “Kur`an” isminin ise, kıraat ve tilavet has hükmüdür. Bundan dolayı Kur`an vahyi metluw (okunan vahiy) dir. Böyle denmesi de bu vahyin Arapça olmasındadır.
Kur`an-i kerimin lafızlarının Arapça olması, O`nun belirli kaidelerle uyulmak suretiyle okunmasını zaruri kılmıştır. Bu kaidelerin toplamı demek olan Tecvid, Kur`an tilavetinin ayrılmayan bir vasfıdır. Kur`anin manasının büyük ölçüde anlaşılmasına yarayan bu ölçülü okuyuşa Kur`anda Tecvid ile eş anlama gelen Tertil kelimesi delalet etmektedir.
Kur`an’ın Tecvid ile okunması, O`nun vahyedilmesi ile baslar. Daha acık bir tabir ile Kur`an Tecvid ile nazil olunmuş ve onun ile okunmuştur.
Furkan suresinde Allah (c.c.):
كَذَلِكَ لِنُثَبِّتَ بِهِ فُؤَادَكَ وَرَتَّلْنَاهُ تَرْتِيلاً
“Biz onu senin kalbine iyice yerleştirmek için böyle (parça parça indirdik) ve onu tane tane (ayırarak) okuduk.” Buyurarak Kur`an-i Kerimin indirilişinin tecvidle olduğunu beyan eder.
Müzzemmil suresinde de bu durum daha da açıklık kazanmış ve emir olarak tecelli etmiştir.
“Kur’ân’ı tertîl ile, acık açık, tane tane, düşünerek oku.” (Müzzemmil 3) Bir önceki ayette biz bunu böyle okuduk ve indirdik derken bu ayette de direk emirle efendimizin sahsında tüm ümmetine siz de Tertil ve Tecvid üzere okuyun bu kur`an-i denmiş oluyor.
Bu ayeti tefsir sadedinde Elmalılı şunları söyler:
TERTÎL, bir şeyi güzel, düzgün ve tertip ile kusursuz bir şekilde açık açık, hakkını vererek açıklamaktır. Kur'ân'ın tertili de böyle her harfinin, edasının, tertibinin, mânâsının hakkını doyura doyura vererek okunmasıdır. Burada رَتِّلِ emrinden sonra تَرْتِيلاً mastarıyla vurgu yapılması da bu tertîlin en güzel şekilde olmasının arandığını gösterir.
Bir söz aslında ne kadar güzel olursa olsun gereği gibi güzel okunmayınca güzelliği kalmaz. Güzel okumasını bilmeyenler güzel sözleri berbat ederler. Sözün tertîl ile güzel söylenmesi ve okunması ise sade ses güzelliği ile gelişi güzel eze büze şarkı gibi okumak, saz teli gibi sade ses üzerinde yürümek kabilinden bir musikî işi değildir. Kelimelerin dizilişinin mânâ ile uyum sağlaması ve dilin fesahat ve belağatı hakkıyla gözetilerek ruhî ve manevî bir uygunlukla, yerine göre şiddetli, yerine göre yumuşak, yerine göre uzun, yerine göre kısa okuma, yerine göre Ğunne, yerine göre izhar, yerine göre ihfa, yerine göre iklâb, yerine göre vasıl, yerine göre sekit veya vakıf; kısacası bütün maksat, mânâyı duymak ve mümkün olduğu kadar duyurmak olmak üzere Tecvid ile okuma işidir. Bunun için Kur'ân okurken Tertil ve Tecvid gerekir. Tecvid de, kaf çatlatmak derdiyle, çatlatmaktaki mânâyı kaybetmek değildir.
Seyyid Kutup da bu konuda şunları söyler:
Ayetin orijinalinde kullanılan "Tertil" sözcüğü tok sesle, "Tecvid" kuralları uyarınca her harfi doğru biçimde seslendirmektir.
Ve ayrıca bu ayette ‘Tertil’ fiilini aynı mastarla te’kit etmesi tecvidin ne kadar ehemmiyetli olduğunu ifade etmesi açısından çok önemlidir. Bu ayetteki Tertil üzere oku emrinden tecvidin farz olduğu hükmü çıkarılmıştır. Bir ayetin hükmünü değiştirecek veya başka manalara gelmesini sağlayacak herhangi bir ayet veya bir hadis gelmemiş ise bundan o ayetin hükmünün öyle olması gerektiği anlaşılır. Burada olduğu gibi. Zira buradaki ayette “Kur’an’ ı Tecvid üzere oku” emrine muhalif herhangi bir ayet veya hadis olmadığından; bilakis bunu destekleyici mahiyette ayet ve hadisler mevcut olduğundan burada Kur’an’ ı tecvidli okumanın farz olduğu hükmü çıkarılmıştır.
Ayrıca bu konuda çok hadislerden İmam Suyuti’nin “Durr-u Mensur” kitabında aldığı şu hadis ki Abdullah ibni Mesud birisine Kur’an’ı öğretirken o kişi
إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاء وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا
ayetini uzatmadan hızlı bir şekilde okuyunca Abdullah ibni Mesud durdurarak şunu söylemiştir: “Allah Resulü bize bunu böyle okutmadı.” Adam: “Peki nasıl okuttu?” Abdullah ibni Mesud ayetteki ‘fukara’ kelimesindeki uzatmayı yaparak, “İşte bize böyle okuttu” demiştir. Abdullah ibni Mesud ki kıraatiyle Allah Resulü’ne en çok benzeyen ve Allah Resulü’nün de onun kıraatini takdir ettiği birisi olduğunu düşünecek olursak, o şahsı kelime uzatılmadığında kelimenin manası değişmemesine rağmen, yanlış okuduğunu belirtmesi ve düzeltmesi yine tecvidin sünnette de yerinin çok önemli olduğunu kanıtlayan en önemli delildir.
İmam Cezeri (ki Tecvid ilminin piri konumunda birisidir) bir makalesinde;
Kur’an-ı tecvitli okumak kessin farzdır
Kur’an-ı tecvitli okumayan günahkardır
Çünkü Allah Kur’an-ı tecvitli indirdi
Ve O’ndan bize de böyle ulaştı
Ve tecvit, Kur’an`ın süsüdür
Okuma ve edanın da ziynetidir.
Tecvit harflerin hakkını vermektir
Sıfat ve harf çıkışlarını vermektir
Ve her birini aslına döndürmektir
Kelime de bu konuda harf gibidir
Kendine zorluk yapmadan rahat okuyuşla
Harfi tam okumaktır.
Beyti ile bu hakikati ifade etmiştir.